Şair ceketli çocuk anısına birkaç damla yaş


 

çok eski bir şarkın kanattı yaramı,
yüz göz oluvermişim acınla, dört bir yanım ölüm şimdi...
titreyen bir karanfil gördüm haziran güneşinde,
olur olmaz işlerin peşinde dünya...
bense, dünleri sayıklar dururum bir sahil kasabasında,
hatırlayabildiğim kadar sen olurum...
bilir bilmez söylenen her sözün arkasından avutulmayan dertlerim var.
sözünde durmadın, bir gece rüyamda terk edilişlerle vuruldum,
talan ettiğim sokakların evlerin hiç birinde bulamadım,
oysa çok şey istemeyecektim,
koy verip gitme diyecektim yetişebilseydim senlere..
kazım abi bu dünya hepimize yeterdi be...
şimdi denizin hükümsüz mavilerinde sahipsiz bir uçurtmayım,
başıma gelenlerin haddi hesabı yok...
kuşların göç etme zamanlarında unutulmuş,
ihanete uğramışım...
kazım abi ölüm nereye götürür ruhumuzu?
bir amaca ulaşmadan yeni yolculukların telaşındasın...
şurada duracağım, gelip yanımdakine sataşacak azrail,
gelip seni alacak çernobil...
kazım abi karadeniz’im seni de mi boğuverdi?
oysa sen merhametler istemiştin ondan...
şair ceketli deliliklerin uğurlar seni sonsuza
bir buluta sığınıp gelir misin, izler misin?
büyüttüğün türkülerinin ne yaptığını...
kocaman olmuşlar bak herkesin dilindeler
hasat mevsimi hüzünlerimi toplarlar şimdi gözlerimden...
aklımdan geçeni bile bilmiyorum, bir hıçkırık tıkansa boğazıma
sonra bir gözyaşı...
her çalan kapıya koşsam, yinede yetişemesem gidişlerine...
çok eski bir şarkin kanattı yaramı ve anılar düştü peşime...

Hüseyin Avni Çakmak